Overblog Suivre ce blog
Editer l'article Administration Créer mon blog
8 mars 2016 2 08 /03 /mars /2016 04:02

 

Dün öğleden sonra evime gitmek için sakin bir şekilde, başım havada yürürken, her sene 8 Martta dünyada kadınları onurlandıran bu günü düşündüm. Türkiye’deki 12 yıllık yaşamım süresince beni en çok etkilemiş olan karşılaştığım Türk kadınlarının kimler olduğu sorulsaydı yazmam istenseydi, Türk kadınları kimlerdi düşünmek için bu küçük tatili almaya karar verdim.

 

Önce gülümsedim, kendi kendime belki benim için iki veya üç Türk erkeği ismi bulmanın kolay olacağını düşündüm. Daha ciddi olarak düşüncemi toparladım zira bu onları ilgilendirmiyordu. Özür dilerim beyler….

 

Gözümün önüne hemen hemen derhal gelen birinci kadın yüzü en büyük mistik düşünür ve şair ve Mevlevilerin manevi babası Mevlana’nın 22nci kuşak torunu Esin Çelebi-Bayru oldu. Mevlana’nın kâinat düşüncesinin bulunması bende benim hayata özellikle de insana bakış açımı derinlemesine değiştirmişti.

 

Uluslararası Mevlâna Vakfı Başkan vekilli olarak atasını en mükemmel şekilde temsil eden Esin Çelebi-Bayru Rumi’nin kuşak torunu olarak onun hayatını tanıtmak için olduğu kadar dünyada yaşanan olaylı zamanlarda o kadar gerekli ve değerli tolerans ve açılış evrensel düşüncesini tanıtmak için, benim gözlerime Rumi’nin torunlarını cisimleştirdi.

 

Mevlânanın 22. kuşak torunu Esin Çelebi-Bayru

Mevlânanın 22. kuşak torunu Esin Çelebi-Bayru

Düşündüğüm ikinci Türk kadınına nihayet 29 Mart 2015 tarihinde İstanbul’daki Fransız Kültür Merkezi’nin tertip ettiği istisnai parkurda 3 kadın etrafındaki bir karşılaşma esnasında karşılaştım, bu yazar Elif Şafak ile ilgiliydi. Bu kadın iç güzelliği olduğu kadar dış güzelliği de dikkate değer olan bir kişi olarak beni en çok ağlatan olmuştur.

 

Aşk” adlı kitabını baştan sona kadar okuduğumda, gözyaşlarımın şellaleleri sayfalarını su altında bırakmıştı. Elif, hiçbir utanç duymadan ve çok sade anlatarak hem birinci defa hem de ikinci defa onun kitabını okurken çok duygulandı.

 

Elif Şafak

Elif Şafak

Üçüncü bir Türk kadın da aynı şekilde benim kalbimde ve hatıralarım arasında iyileştirilemez bir iz bırakmıştır. Adı önceki iki tanesi gibi çok büyük kalabalıklar tarafından tanınmamıştır; onun adı Saadet idi.

 

Üç seneden biraz fazla oldu o bizden ayrıldı, fazla erken, fazla genç… Yaşam nefesinin haftadan haftaya azaldığı birlikte yaşadığımız mutluluk anlar bana ölüm hakkında çok daha fazla şeyler öğretti ancak çok daha fazla hayat hakkında ve her günü sanki sonuncu imiş gibi değerlendirerek bütün dişlerimizle zorla çiğnememiz gerekliymiş gibi ve kendine zevk verme hakkını uygulamayı da öğretti.

Saadet

Saadet

Esin Çelebi-Bayru'nun, Elif Şafak ve Saadet'in bana bütün öğrettikleri için onlara yürekten "TEŞEKKÜR EDERİM" demek isterim !

 

Buraya tıklayarak, yayının fransızca versiyonu okuyabilirsiniz.

Partager cet article

Repost 0
Published by Nathalie Istanbul - dans Günlük yaşam
commenter cet article

commentaires

Présentation

  • : Le blog de bretzeldensimitlere.over-blog.com
  • Le blog de bretzeldensimitlere.over-blog.com
  • : On üç senedir Istanbul'daki oturan bir fransızım ve artık İstanbuluyum !
  • Contact

Recherche

Catégories

Liens